İçeriğe geç

Münasaha ne anlama gelir ?

Münasaha Ne Anlama Gelir?

Bir köyde doğmuş büyümüş, Kayseri’nin o sıcak, sabahları nehrin kenarından gelen esintisiyle uyanan biriyim. İşlerim yoğun, hayat bazen çok hızlı akıyor ama ben hâlâ günlük tutuyorum. Hâlâ eski defterlere yazıyorum, hissediyorum. İnsan ne kadar büyüse de kalbinde, içindeki küçük çocuk hep kalır. O çocuk yazdığı her satırda, her anıyı, her duyguyu yazar. Münasaha… Bu kelime, çoğu zaman unutulmuş, yıllarca hafızalarda saklanmış, köydeki büyüklerimin bana sıkça söyledikleri bir kelimeydi. Bir tür oyun… ama ne kadar derindi, anlamı bana yıllar sonra başkaca bir biçimde açıldı.

Bir Gece ve Yeniden Hatırlanan Münasaha

O geceyi hatırlıyorum, kaybolmuş bir his vardı içimde. Bütün gün bir yerlere gitmeye, bir şeyler yapmaya çalışmıştım ama hissettiğim yalnızlık çok derindi. Geceyi yalnız başıma geçirmek zorundaydım, her şey üst üste gelmişti. Birkaç hafta önce başlayan bir proje yarıda kaldı, insanlar birbirlerini anlamıyor gibiydi, gülüşler kısa sürüyordu. Ama o gece, bir şekilde eski defterimi buldum. Yağmur yağmıştı, pencerenin kenarından titrek ışık süzüldü, dışarıda kasvetli bir hava vardı. Defterin sayfalarını çevirdim. O anki duygularım, o anki düşüncelerim… Sanki o zamanlar yazdıklarım beni bir nebze rahatlatacaktı.

Ve orada, eski bir yazının arasında, “münasaha” kelimesi vardı. O kadar eskiydi ki, tam hatırlayamıyordum ama birden gözümde canlandı. Münasaha, bir anlamda ruhun kendini bulduğu yerdi. O eski köyde, çocukken evin önünde, annemle, babamla, kuzenimle, köyün diğer çocuklarıyla oynarken, bu kelimeyi duyardım. “Münasaha yapıyoruz” derlerdi, oyun oynadıkları alan, belki de o kadar basit bir şeydi ama içimdeki boşluğu dolduran o anlamı yıllar sonra fark ettim.

Münasaha: Bir Tür Yolculuk

Kayseri’nin o sakin, huzurlu sokaklarında, köyde, sadece birkaç adım ötede, bir zamanlar her şey daha basitti. Çocukken, annemle babam bahçede çalışırken, oynamak için bulduğumuz her alan aslında bir tür “münasaha”ydı. Çimenlere basmak, toprağa dokunmak, ağaçların gölgesinde koşmak… Bunlar benim için bir tür özgürlük, bir tür kurtuluştu. Münasaha, aslında sadece bir oyun alanı değil, bir ruhun dinlendiği, kaybolduğu yerdi. Fakat ne zaman ki büyüdüm, her şey karmaşıklaştı, işte o zaman bu kelime de sanki bir kaybolmuş anlamla geri döndü.

O gece, defterimi karıştırırken birden Münasaha’yı yeniden hatırladım. Ama bu sefer, çocuklukla olan o basit ilişkim değil, çok daha derin bir anlamı vardı. Münasaha, benim kendi içime dönüp, kendimi bulmamın, kaybolan parçalarımı aramamın adıydı. O kadar derindi ki, çocukken oyun oynadığımız alanla şimdiki içsel yolculuğum arasındaki farkı fark etmek bile zordu.

İçsel Çatışmalar ve Münasaha

Zamanla insanlar değişiyor, hayatla kurduğumuz ilişki değişiyor. Bir zamanlar her şey çok kolayken, şimdi duygularımın her biri sanki bir yokuşu tırmanırken biraz daha ağırlaşmış gibi hissediyorum. Bir yandan hayatıma giren insanlar, diğer yandan kendi içimdeki boşluklar… Münasaha, belki de bunlara karşı koyabilmek, bir arayış içinde olmak demekti. Oynamadığımız sokaklardaki oyunları yeniden hatırlayabilmekti.

Zamanla fark ettim ki, içimde bir eksiklik vardı, belki de bir anlam arayışındaydım. Münasaha, bir şeyin anlamını bulmaya çalışırken, huzuru ve içsel dengeyi kaybetmeden devam etmekti. Herkesin içindeki küçük bir boşluk vardır, o boşluğu doldurmak için savaşırsınız ama aslında ne kadar doldurursanız doldurun, bir noktada münasaha yapmanız gerekir. Kendinize, hayatınızdaki minik alanı açmanız, içinizdeki huzuru geri bulmanız gerekirdi. Ben de işte bu yüzden, o gece, defterimi açarken Münasaha’yı bir yolculuk gibi hissettim.

Anlatıdaki Mücadele

Bir zamanlar sokakta, bahçede top koşturduğum, kaybolduğum, hiç kaybolmak istemediğim o anlar vardı. O anlarda hiçbir şeyin önemi yoktu. Sadece gülmek, koşmak, terlemek vardı. Ama büyüdükçe, her şey daha anlamlı hale gelmişti. Ve bu anlam, bazen çok ağır bir yük olabiliyordu. İşte bu yüzden, Münasaha, sadece bir çocuk oyunundan ibaret değildi. Münasaha, insanların kaybolan yanlarını arayabilmesi, ruhlarını rahatlatabilmesiydi. İçsel çatışmalara karşı çıkabilmek, sadece bir oyun oynamaktan çok daha fazlasıydı.

Bir gün bir arkadaşım bana “Kayseri’de yaşamayı seviyor musun?” diye sormuştu. O an, büyük bir sessizlik içinde hissetmiştim. Ne evimi ne de kaybolmuş içsel huzurumu bulmakla ilgili net bir cevabım vardı. Ama şunu biliyordum ki; Kayseri’nin taş sokaklarında, sabahın ilk ışığında, ya da bir akşamüzeri meyve bahçelerinin kokusunu içine çektiğimde, münasaha yapabileceğimi hissediyordum. Bu topraklar, bana hayatımı her an yenileme fırsatı sunuyordu.

Münasaha ve Zamanın Akışı

Zaman ne kadar hızlı geçse de, o eski köydeki gibi bazen bir çocuk kadar saf, bazen de bir yetişkin kadar sorumluluk sahibi olmak zorundayım. Ama münasaha, bana her ikisinin de kıymetini hatırlatıyor. Bir gün bir sabah, kaybolmuş bir çocuğun ruhuyla, arayışla buluştuğumda, belki de zamanla barışmayı öğreneceğim.

Bazen kayboluruz, bazen buluruz. Ama önemli olan, kaybolduğumuz o anlarda, o kaybolan parçaları bulmaya çalışırken ruhumuzu kaybetmemekti. Münasaha, aslında bir kayboluş ve buluşma yolculuğuydu. Bu, bazen bizim bile unutmaya başladığımız, derinlerdeki bir çocukluk hissiyle ilgiliydi. Münasaha, sadece eski zamanları hatırlamak değil, kendi içimizdeki kaybolmuş anlamı, gücü ve sevgiyi yeniden keşfetmekti.

İşte o yüzden, bazen düşüncelerimde kaybolduğumda, ya da bir şeyler beni sarhoş eden hislere sürüklendiğinde, Kayseri’nin sokaklarında, o eski anılarda kaybolmak ve Münasaha yapmak bana iyi geliyor. Her gün bir adım daha atıyorum, her gün bir adım daha buluyorum ve içimdeki kaybolan çocuğa bir adım daha yaklaşarak huzuru yakalıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet giriş